Ayakkabı bağcığı çözülmüş olmasına rağmen yürüyen merdivene binmeye kalkışan Banggu.
"Bir şey olmaz!" diyen Banggu'ya Didi sakince güvenlik sözlerini hatırlatıyor.
İki ayak sarı çizginin içinde, korkuluğu sıkıca tutmak, koşmamak… Önceden bir kez öğrenmek içi rahatlatır.
"Banggu, bağcığın çözüldü!"
"Banggu, bağcığın çözüldü!"
Alışveriş merkezindeki yürüyen merdivenin önündeydik.
Banggu'nun ayakkabı bağcığı bir taraftan usulca çözülüp ayağının altında sallandığı için, hemen ayağını parmağımla işaret ettim.
Ama Banggu şöyle bir bakıp omuzlarını silkti. "Hı? Bir şey olmaz! Zaten sadece yürüyen merdivene binip yukarı çıkacağım, ne olacak ki~"
Ne demek bir şey olmaz. Ellerimi belime koydum. "Olmaz~ Yürüyen merdivene binerken güvenlik sözlerine uymak ve hep dikkatli olmak gerekir!"
Banggu dudak büktü. "Off~ tamam. Ama bugüne kadar hiç kaza olmadı ki~"
Off, şu dikkatsiz çocuk. Usulca Banggu'nun koluna tutundum. "Dur bir dakika! Gerçekten sorun yok mu, hadi birlikte güzelce bir bakalım."
Gözlerimizin önünde havada yüzen yürüyen merdiven
WAGZAK JUMP'ta "Yürüyen Merdiven" hikâyesine baktık.
Bir baktım gözlerimizin önünde kocaman bir yürüyen merdiven havada yüzüyor!
Gümüş renkli basamaklar yukarı doğru süzülerek çıkıyor, iki yandaki korkuluklar da onlarla birlikte yavaşça hareket ediyor. Tıpkı alışveriş merkezindekiyle aynı.
Banggu'nun gözleri o anda kocaman açıldı. "Vay canına, böyle yakından görmek harika!"
Parmağımla basamakları işaret ettim. "Banggu, güvenle binmenin üç sözü varmış. Birer birer sakince bakalım."
Birinci, iki ayağı sarı çizginin içinde birleştirmek
Basamağa iyice bakınca, her kenarında sarı bir çizgi çepeçevre çizilmiş.
"Bu güvenlik çizgisiymiş. Ayak bu çizginin dışına çıkarsa, basamakla yan boşluğun arasına değebilirmiş." Parmağımla sarı çizgiyi takip ederek gösterdim.
Yani sarı çizginin içine iki ayağı yan yana derli toplu birleştirip durmak gerekiyor.
Ekrandaki sarı çizginin içine ayaklarımı yerleştirdiğimde tam içine sığdı ve içim rahatladı.
Banggu da usulca ayaklarını birleştirdi. "Vay, bu çizgi öyle boşuna çizilmemiş demek?"
İkinci, korkuluğu sıkıca tutmak
İki yanda siyah korkuluklar, basamaklarla aynı hızda yavaşça hareket ediyor.
"Bu korkuluk. En azından bir elinle sıkıca tutmalısın." Elimi uzatıp tutma hareketi yaptım.
Yürüyen merdiven aniden durursa veya sarsılırsa, korkuluğu tuttuğunda düşmeni önler.
Korkuluğu sıkıca tutunca elime tam yapışıp yukarı doğru benimle birlikte çıkması ne kadar güven verici, anlatamam.
Ama Banggu korkuluğu tutmadan sadece telefonuna bakıyor. Hatta usulca gövdesini dışarı doğru uzatmaya da başladı.
Hemen Banggu'nun koluna hafifçe vurdum. "Banggu, böyle yapınca tehlikeli olur! Korkuluğu tutmadan başka yere bakar ya da gövdeni dışarı uzatırsan sallanırsın."
Banggu utangaçça telefonunu cebine soktu. "…Tamam, tutarım."
Üçüncü, yürümemek ya da koşmamak
Son söz en önemlisiymiş.
"Yürüyen merdivenin üzerinde yürümek ya da koşmak yasak. Basamaklar zaten hareket ediyor, biz de sadece sakince durup beklersek yeter."
Banggu başını yana eğdi. "Neden? Hızlı çıkmak iyi olmaz mı?"
"Basamaklar hareket ederken üzerinde bir de koşarsan, ayağın takılıp kolayca düşersin. Arkandaki kişi de seninle birlikte düşebilir."
Bu sözlere Banggu da sustu. Hızlı çıkmak istesen bile, bir basamakta durup varış noktasına kadar beklemek en güvenlisi.
Sarı çizginin içinde ayakları birleştirip, korkuluğu sıkıca tutup, sakince durarak çıktım — üçü birleşince gerçekten içim çok rahatladı. Sandığın kadar zor değilmiş, değil mi?
Ha bu arada, Banggu o bağcık ne oldu?
Sonra Banggu'nun ayağına yeniden baktım. Az önceki çözük bağcık hâlâ orada salınıyordu.
"Banggu, bağcık çözükken binersen ne olur dersin?"





















